Krizden Çıkış Stratejisi

2019 yılı Aralık ayında ilk olarak Çin’de ortaya çıkan COVID 19 salgını, şu an itibariyle dünyanın genelinde insan sağlığı üzerinde hem psikolojik hem hayati hem de olumsuz ekonomik etkilerde bulunmaktadır. Tabii ki, ikinci, üçüncü dalga ihtimallerini gözardı etmeden salgının ilk etkilerinin zirvesini gördük diyebiliriz.
Dünya ekonomisine göz attığımızda, salgının etkilerinin azaldığı Uzakdoğu’dan başlayarak hem sağlık tehdidi azalma eğilimi göstermekte hem de ekonomik olarak toparlanma belirtileri ortaya çıkmaya başladı.
İlk baştaki en önemli ekonomik sorun olarak değerlendirilen Tedarik Zinciri sorunları ortadan kalkıyor, petrol fiyatları yavaş da olsa bir dengeye geliyor, emtia piyasası olumlu seyrediyor, finansal piyasalar ise kayıpları telafi bile etmeye (örneğin NASDAQ endeksi) başladı. Gelişmiş ekonomiler gelişen ülkelere göre – devreye aldıkları finansal imkanlar daha geniş olduğu için – daha hızlı toparlanacak gibi… Tabii, Çin ve Hindistan gelişen ülkeler kategorisinde avantajlı olan ülkeler olarak farklılaşıyor.
Enflasyon da ülkeler bazında sürpriz sonuçlara açık, özellikle 2021 yılında durumu daha net görebileceğiz. Yine de en büyük sorun istihdam düzeyinde olacak ki, bu dünya genelinde salgın öncesi görülen tansiyonu ve göçleri daha da tetikleyecek gibi gözüküyor. ABD’de işsizliğin rekor düzeylere ulaşması, halen de artış eğiliminde olması, sadece finansal sorunlardan değil, ülkedeki çalışma mevzuatı ile şirketlerin finansal sorunda ilk olarak çalışanları işten çıkarma alışkanlığından kaynaklanıyor. Şirketlerin web sitelerinde şaşaalı vizyon, misyon ve daha önemlisi değerler silsilesi yer alıyor fakat en ufak sorunda ‘çalışanlar dışarı’… Sadece biraz insani düşünmeye davet ediyorum. Bu arada, yeri gelmişken biraz sonra sunacağım çıkış stratejisi önerilerim arasında yer alan teknolojik yatırım fırsatlarını değerlendirme ile işten çıkarmaları teşvik etmiyorum; aksine insanların verimliliğini arttıran uygulamalardan bahsediyorum.
Şirketlere gelince, ekonomik krizle tedarik zincirlerinde meydana gelen sorunlar dengelenmiş durumda olsa bile, insanların sosyal izolasyon altında olmaları ve bu durumun da en azından 2020 yılı sonuna kadar eskiye yakın bir vaziyete gelemeyeceğinden talep bacağında sorunlar devam edecek gibi görünüyor. Bu durum da, şirketlerde nakit akışı ve bütçe üzerinde büyük baskı yaratıyor. Hem büyümenin, hem karlılığın hem de nakit akışının baskı altında olduğu ve dünya genelinde yapılan anketlerde salgından sadece % 2 – 5 aralığında yer alan şirketlerin olumlu etkilendiğini bir ortamda yeni normale yönelik uyum stratejisinin – şirket bazında – çok dikkatli planlanması ve uygulamaya geçirilip perfore edilmesi gerekiyor.

Önerilerime gelince;
• Şirket Üst Yönetiminin Yaşananlara Odaklanarak ‘Ne’ ve ‘Nasıl’ Sorularına Tekrar Yanıt Aramaları

• Çalışanlara Gereken Samimi Yaklaşımların Gösterilmesi, Kurum Kültüründe Gelişimci ve Dönüşümcü Bir Yapı Oluşturulması

• Mevcut Durum Tespitinin Gerçekçi ve Doğru Bir Şekilde Mutlaka Yapılması (Sektör, Ülke, Dünya Ekonomileri ve Dış Ticaretteki Korumacı Eğilimlerin Analizleri dahil)

• Hasar ve Kaynak Analizinden Sonra Şirket İçin Yeni Normal Vizyonun Ortaya Konulması Gerekir

• Yeni Iş Modeli Gerekliliği Üzerinde Çalışılması (En başta Tüketici- Alıcı Analizleri Olmak Üzere Ürünler, AR-GE, Bazı Iş Kollarından Çıkılması – Girilmesi, Şirket Satınalma ve Birleşme İmkânlarının Değerlendirilmesi gibi, Ayrıca Trendlerin Temel Analizini Yapıp Şirketin Maceralara Savrulmaması, Kendi Rekabet Avantajı Üzerinde Odaklanmamasi)

• Yeni Iş Modelinin Farklı Senaryolarla Finansal Çerçevesinin Hazırlanması ve Uygulamaya Başlanması

• Yeni Iş Modeline Uygun Organizasyonel Yapının Planlanması ve Uygulamaya Geçirilmesi (Burada en acil konu iş süreçleri olarak gözüküyor).

• Uzaktan Çalışma İçin Stratejik Kararın Verilmesi ve Planlamaların Yapılması

• Operasyonel Sistemin Daha Ekonomik ve Etkin Olması İçin Çalışan Dostu Teknolojik Çözümlerin Üretilmesi (Finansal yapı ve yeni iş modeline göre strateji izlenebilir. Adım adım veya radikal bazı değişimler gibi).

• Hiyerarşi Kademelerini Sadeleştiren Bir Yapıya Geçilerek Hızlı ve Esnek Karar Mekanizması Kurulması

• Güvenlik ve Kontrol Mekanizmalarının (Özellikle Uzaktan Çalışmanın Artış Trendine Gireceği Gözönüne Alınırsa) Kuvvetlendirilmesi

Önerilerimin şirketin kendine özgü koşulları bazında dikkate alınmasını hatırlatmak isterim. Geçmiş yüzyıla baktığımızda bile ne krizler görmüş geçirmişiz. ‘Bu da geçer’ zihniyetiyle liderlerin şirketlerinde özgün ve dönüştürücü çözümler oluşturması, artık daha da kayganlaşan ekonomik zeminde büyük önem arzetmektedir.

Bülent Hasanefendioğlu

Leave a Reply

Your email address will not be published.